SUDA DOĞUM

SUDA DOĞUM
Suda doğum son yıllarda ülkemizde de bazı hastanelerde gerçekleştirilmektedir. Burada sıcak su dolu bir küvette doğum gerçekleşmektedir. Suyun sıcaklığı doğum sırasında devamlı ölçülür ve 37 derecede kalması sağlanır. Doğum eylemi sırasında havuz suyu; amniotik sıvı (bebeğin kesesindeki sıvı), kan, idrar ve benzeri maddelerle kirlenir. Bu, hem bebeğin hem de annenin doğum sonrası enfeksiyon riskini artırabilir. Bunu önlemek için havuzun suyu belli aralıklarla değiştirilir.

Suda doğumun faydaları nelerdir?
– Annenin sıcak suyun içinde bulunması rahatlamasını, sakinleşmesini ve ağrılarının azalmasını sağlayabilir.
– Suyun sıcaklığı ve kaldırma gücü nedeniyle rahme giden kan akımı artar, rahmin kasılmaları etkinleşir.
– Su vajenin ağzını, yani bebeğin çıkış noktasını daha gevşek hale getirebilir, bu da o bölgenin doğumda yırtılması olasılığını azaltabilir.
– Annenin suyun içerisinde hareket etmesi ve pozisyon değiştirmesi daha kolaydır.
– Bebeğin kesenin içindeki sıvı bir ortamdan yine sıvı bir ortama doğarak daha yumuşak ve stressiz bir geçiş yaptığını ve bu bebeklerin daha az ağlayan, daha sakin bebekler olduğunu bildiren uzmanlar vardır.

MEME KANSERİ

MEME KANSERİ
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin anormal şekilde büyümesi ve çoğalmasıyla meme kanseri meydana gelir.

İleri yaş, aile öyküsü, erken yaşta adet görme, geç menapoza girme, yağdan zengin beslenme, menapoz öncesi ve sonrası dönemde hormon tedavisi risk faktörleri arasında sayılabilir. Kilo verilmesi, sigara ve alkolun bırakılması, sebze ve meyvenin bol tüketilmesi riski azaltabilir.

Hasta hekime memede ele gelen kitle, ağrı, meme başı akıntısı, ciltte renk değişiklikleri ile başvurabilir.

Kişinin kendi kendini muayene etmesi önemlidir. 20 yaşını aşmış her kadında ayda bir yapılması ve yıllık doktor muayenesi önerilmektedir.Teşhiste mamografi, ultrason ve gerekirse biopsi yapılır.35-40 yaş arasında tüm kadınlara ilk tarama mamografisi uygulanmalıdır.40-50 yaş arasında yılda veya iki yılda bir 50 ve üzerinde yıllık mamografi yapılmalıdır.

MEME HASTALIKLARI

İYİ HUYLU (BENİGN, SELİM) MEME HASTALIKLARI
BENİGN (İYİ HUYLU, SELİM) MEME TÜMÖRLERİNDE TANI VE TEDAVİ

Benign (iyi huylu) meme kitleleri:
-Fibrokistik değişiklikler
-Fibroadenom
-Meme kistleri
-Yağ nekrozu

En sık gözlenen benign meme hastalığı fibrokistik değişikliklerdir, 21 yaş altı grupta %10 sıklıkta, premenopozal (menopoz öncesi) dönemde ise daha sık görülür. En sık yakınma ağrı ve hassasiyet olup özellikle adetin 7 ve 14. günlerinde görülür. Ağrı nedeni genellikle süt bezlerindeki genişleme, iltihap ve ödemdir. Etiyolojisi(nedeni) bilinmez, hastalıktan ziyade
artık normal bir değişiklik olarak kabul edilmektedir. Tedavisinde %70-90 OKS
(doğum kontrol hapı) ile fayda sağlanmıştır. Asetaminofen, aspirin gibi ilaçların yararlı ola-
bileceği düşünülmektedir. Metilksantin(çay, kahve, çikolata…içinde bulunur) tüketimi artışı
nın hastalığın daha sık görülmesine neden olduğu düşünülmektedir.

FİBROADENOM: 25 yaş altında en sık gözlenir, yavaş büyür. Ele gelme, büyüme psikolojik olarak hastayı etkileme durumunda kor-eksizyonel biyopsi (kitlenin çıkarılması ile patolojik olarak değerlendirilmesi) tanı ve tedavi yoluna gidilir. Kanser nadiren eşlik eder.

MEME KİSTLERİ: Genellikle pre-post menopozal kadınlarda görülür, fizik muayenede solid (katı) kitleden ayırt edilemez. Tanısı ultrasonografi eşliğinde kist aspirasyonu (boşaltımı) ile konulur.
Kist aspirasyonu ile kaybolmazsa, 6 hafta içinde nüksederse, USG de komplike (düzensiz sınırlı-heterojen) kist olarak değerlendirilirse cerrahi yönteme başvurulur.

YAĞ NEKROZU: Genellikle meme travması sonucu gözlenir, aynı zamanda meme biyopsisi enfeksiyon, meme cerrahisi, radyoterapi gibi nedenlerle de olabilir. Memenin her yerinde olabilmekle birlikte en sık meme ucu bölgesi çevresinde görülür, fizik muayene ve mamografide kanserden ayırımı güçtür. En sık deride kalınlaşma, çekinti yapan düzensiz kenarlı, sert, mobil (hareketli) olmayan ağrısız kitle şeklinde kendini gösterir, travma belirtisi varsa izlem yoluna gidilir. Travmaya ait net bir bulgu saptanamaz ise eksizyonel biyopsi (kitle çıkarımı) yoluna gidilir.